Ana içeriğe atla

Güven ve Sevgi ile Gelecek Kaygısı

Kalp umuda özlem duyar

Hayatta, geleceğin açık bir yol gibi değil de, kilitli bir oda gibi göründüğü zamanlar vardır. Ne olacağını bilemezsiniz. Geceleri sesini yükselten soruları içinizde taşırsınız. Her şey yeniden yoluna girecek mi? Yeniden baştan başlayabilir miyim? Benim için hâlâ huzur, sevgi ve affetme var mı?

Bu tür sorular genellikle insanlar incindiğinde, hayal kırıklığına uğradığında ya da kendilerine artık pek güvenemediklerinde ortaya çıkar. Belki bir tartışma izler bırakmıştır. Belki de vicdan azabı ruhu ağır bir yük altında bırakmıştır. Belki de bir zamanlar sağlam görünen bir şey parçalanmıştır. İşte tam da o zaman insan, hızlı cevaplardan daha fazlasına ihtiyaç duyar. Dürüst olabileceği bir yere ihtiyacı vardır.

Gelecek, içimizi ağırlaştırıyorsa

Gelecek, sadece takvimdeki bir tarih değildir. Gelecek, bir duygudur. Umut varsa, hafif gelebilir. Ancak korku, endişe ya da yalnızlık kalbi ele geçirdiğinde, ağır da gelebilir. İçlerinde pek çok şey belirsiz hale gelmiş olsa da, birçok insan güçlü kalmaya çalışır.

Bazen tek bir cümle, bir haber ya da bir hayal kırıklığı yeter; birdenbire yarına olan güvenini yitirirsin. Hayatına devam edersin, günlük işlerini halledersin, hatta belki gülümsersin bile. Ama içinden şu soru çıkmaz: Bundan sonra ne olacak? Özellikle böyle anlarda inanç, sessiz ama güçlü bir güç olabilir. Her şeye hazır bir açıklama olarak değil, hiçbir insanın sadece acısından ibaret olmadığını hatırlatmak için. Yol belirsiz olsa bile, bu yolu tek başına yürümek zorunda değilsiniz.

Güven nasıl yeniden gelişebilir?

Güven, emirle nadiren oluşur. Kişi öylece kendine „Bugünden itibaren yeniden güveneceğim“ diyemez. Güven zaman alır. Dürüstlüğün mümkün olduğu yerlerde büyür. Korkunun dile getirilebildiği yerlerde. Bir insanın şüphe duyduğu için yargılanmadığı yerlerde.

Birçoğu, hayal kırıklığına uğradıkları için güvenlerini yitirmiştir: başkaları tarafından, hayattan, bazen hatta kendilerinden. O zaman yeniden umut etmek riskli gelir. Ancak güven, her şeyi güzelleştirmek anlamına gelmez. Açık kalan sorulara rağmen küçük bir adım atmaya cesaret etmek demektir. Bir konuşma, düşünceleri düzenlemeye yardımcı olabilir. Kendini rahatsız eden şeyleri dile getiren kişi genellikle şunu fark eder: “Sırf korkuyorum diye yanlış biri değilim. Sırf desteğe ihtiyacım var diye zayıf biri değilim.”.

Aşk, bir duygudan daha fazlasıdır

Aşk genellikle yakınlık, romantizm veya uyumla ilişkilendirilir. Ancak gerçek aşk daha derindir. Bir insanı sadece iyi anlarında değil, kırılganlıklarında da görür. Sadece „Bana ne veriyorsun?“ diye sormaz, aynı zamanda „Seni nasıl anlayabilirim?“ diye de sorar.“

Birçok ruhsal yara, sevginin şartlara bağlı kılındığı yerlerde ortaya çıkar. İnsanlar, ancak işlev gördüklerinde, hoşlandıklarında ya da hata yapmadıklarında değerli olduklarını hissettiklerinde. Oysa iyileştiren sevgi farklı bir şekilde başlar. O, haysiyet bahşeder. Kişiyi küçümsemez. Dürüst olmaya izin verir. Hristiyan anlayışına göre sevgi, sadece insani bir özlem değil, aynı zamanda ilahi bir vaattir: Sen görülüyorsun. Unutulmadın. Değerin, her şeyi doğru yapıp yapmadığına bağlı değildir.

Bağışlamak neden bu kadar zor?

Bağışlama, hayatın en güçlü ve aynı zamanda en zor konularından biridir. Çünkü incinmiş olan kişi, sanki hiçbir şey olmamış gibi davranamaz. Bağışlama, haksızlığı mazur görmek ya da acıyı bastırmak anlamına gelmez. Hemen yeniden yakınlık kurmak zorunda olmak anlamına da gelmez. Bağışlama genellikle çok daha sessiz bir şekilde başlar. Bazen, olanlara artık içsel olarak bağlı kalmamak isteğiyle başlar. Bağışlayan kişi, sadece karşısındakini bir suçluluk öyküsünden kurtarmaz. Çoğu zaman, acının sürekli tekrarlanmasından kendini de kurtarır.

Kendini affetmek de en az o kadar zor olabilir. Pek çok insan, eski hatalarını görünmez zincirler gibi sırtında taşır. Söyledikleri sözleri, verdikleri kararları ya da yapmadıkları şeyleri hatırlar ve yeni bir başlangıca layık olmadıklarını düşünürler. Oysa tam da bu noktada ruhani destek, suçluluk, pişmanlık ve umudu birbirinden ayırt etmeye yardımcı olabilir.

Yeni bir başlangıç mümkün

Gelecek, güven, sevgi ve affetme birbiriyle iç içedir. Güvenini yeniden kazanan kişi, geleceğe farklı bir gözle bakabilir. Sevgiyi deneyimleyen kişi, artık kendini sadece hatalarıyla tanımlamak zorunda kalmaz. Affetmeyi kabul eden kişi, daha özgür yaşamayı öğrenebilir.

Her yol büyük bir mucizeyle başlamaz. Bazen samimi bir sohbetle başlar. Bir duayla. Yardım kabul etme cesaretiyle. Şu ilk cümleyle: „Artık eskisi gibi devam etmek istemiyorum.“ Her ne kadar pek çok şey paramparça görünse de, bu mutlaka son anlamına gelmez. Bazen tam da o kırık yerlerden yeni bir şey filizlenir. Mükemmel değil, hemen değil, ama gerçek. Ve belki de gelecek, bir insanın yeniden şunu hissettiği tam o noktada başlar: Umut edebilirim. Güvenebilirim. Sevebilirim. Ve affedilebilirim.

ARAYIN SOHBET