Ana içeriğe atla

İstenmeyen gebelik: Suçluluk, utanç ve ruhsal destek

Utanç, ruhun üzerine bir gölge gibi çöktüğünde

Bazen tek bir an, tüm iç dünyayı değiştirir. Banyoda bir hamilelik testi duruyor, kalp daha hızlı atıyor, düşünceler akıp gidiyor. Bir an önce hayat bir şekilde düzenliydi, belki mükemmel değildi ama tanıdıktı. Ve sonra, kimsenin davet etmediği bu gerçek karşımıza çıkıyor: Hamileyim. İstenmeyen bir hamilelik.

Böyle anlarda akla sadece pratik konular gelmez. Mesele sadece randevular, görüşmeler, kararlar ya da gelecek planları değildir. Çoğu zaman çok daha derinlerde yatan duygular ortaya çıkar: Suçluluk. Utanç. Bakışlardan, sözlerden, hayal kırıklığından duyulan korku. Belki de Tanrı’dan duyulan korku.

Utanç, sessiz bir hırsızdır. İnsanın sesini keser. Saklanmak gerektiğini, kimseye yük olmamak gerektiğini ve her şey netleşene kadar ortaya çıkmamak gerektiğini telkin eder. Oysa gücü tam da bunda yatmaktadır: İnsanları yardımdan, yakınlıktan ve gerçeklerden uzaklaştırır.

İç sesler giderek daha yüksek sesle duyulmaya başlıyor

Belki şu cümleleri duymuşsundur: „Daha dikkatli olmalıydım.“ „Her şeyi mahvettim.“ „Ya ailem bunu öğrenirse?“ „Tanrı şimdi benim hakkımda ne düşünüyor?“ Bu tür düşünceler, sanki kafanın içinde bir mahkeme salonu varmış gibi hissettirebilir. Kişi aynı anda hem sanık, hem tanık, hem de yargıç olur.

Ancak bir kriz, bir insan hakkında asla tüm hikayeyi anlatmaz. İstenmeyen bir hamilelik senin adın değildir. O sadece bir durumdur. Ciddi, belki de bunaltıcı bir durumdur, ama senin değerini belirleme hakkına sahip değildir.

Kafan karışık olabilir. Ağlayabilirsin. Çelişkili duygular hissedebilirsin. Bugün yarından farklı şeyler hissedebilirsin. Bu seni yanlış yapmaz, aksine insan yapar.

Suçluluk hissetmeme rağmen Tanrı ile konuşabilir miyim?

Özellikle de inanç bugüne kadar bir dayanak oluşturmuşsa, istenmeyen bir hamilelik ruhsal açıdan da sarsıcı olabilir. Bazıları artık dua etmeye cesaret edemiyor. Diğerleri ise Tanrı’yla ancak başlarını eğerek karşılaşabileceklerini hissediyor. Oysa Tanrı, hayatımız karmaşıklaşır karmaşıklaşmaz mesafeli davranan soğuk bir gözlemci değildir.

İncil’de Tanrı, insanlarla sadece güçlü anlarında karşılaşmaz. Onları çöllerde, kuyuların başında, gözyaşları içinde, suçluluk duygusu içindeyken, kaçış halindeyken ve bozulmuş planların ortasında bulur. Senin hikâyen O’nu şaşırtmaz. Ve sen O’nun huzurunda dürüstçe durduğunda, O tiksinerek yüzünü çevirmez. Belki bugün bir dua güzel sözlerle başlamayabilir. Belki sadece şöyle seslenirsin: „Tanrım, artık dayanamıyorum.“ Bu da bir dua olabilir.

Konuşmak yeniden nefes verirse

Utanç, artık karanlıkta tek başına kalmadığında azalır. Güvenli bir sohbet, içsel baskıyı hafifletmeye yardımcı olabilir. Bunun nedeni, sonrasında her şeyin bir anda kolaylaşması değildir. Bunun nedeni, başka bir kişinin bu yükü paylaşması, dinlemesi ve aceleci yargılarda bulunmamasıdır.

Bu Ruhsal Destek Hattı Eğer zor bir durumda olduğunda seni ciddiye alacak birine ihtiyacın varsa, burası ilk başvurabileceğin yer olabilir. Ayrıca bir Ruhsal Destek Hattı, telefonla ruhsal danışmanlık ya da İnanç ve Yaşam Danışmanlığı Bu alanlar, şu anda dağınık olan şeyleri düzenleyebileceğin alanlar yaratabilir. Yardım istemek için mükemmel bir şekilde hazır olman gerekmez. Ne söyleyeceğini bilmen gerekmez. Bazen tek bir cümle yeter: „Beni dinleyecek birine ihtiyacım var.“

Bu hikâyenin ortasında bir umut var mı?

Evet. Belki de güçlü bir duygu olarak değil. Belki de anında bir çözüm olarak değil. Ama sessiz bir başlangıç olarak. Umut, bugün yalnız kalmamak anlamına gelebilir. Umut, utancın son sözü söylemesine izin vermemek anlamına gelebilir. Umut, kendimize Tanrı’nın yaptığından daha sert davranmamak anlamına gelebilir.

Sen sadece zor bir haber getiren kadın değilsin. Sen, haysiyeti, geçmişi, korkusu, özlemi ve geleceği olan bir insansın. Gözyaşların utanç verici değil. Soruların yasak değil. Kalbin, Tanrı’nın yakınlığı için fazla karmaşık değil.

Belki de bir sonraki adım küçük olacaktır. Bir konuşma. Bir dua. Bir nefes. Ama bazen ışığa giden yol tam da orada başlar: güçle değil, artık saklanmamaya cesaret etmekle.

ARAYIN SOHBET